Baş səhifə
   
 
STRUKTUR
Direktor
Elmi işlər üzrə direktor müavini
Ümumi işlər üzrə direktor müavini
Elmi katib
 
HAQQIMIZDA
İnstitutun tarixi
İnstitutun elmi şurası
 
ŞÖBƏLƏR
Klassik folklor şöbəsi
Türk xalqları folkloru şöbəsi
Dədə Qorqud şöbəsi
Aşıq yaradıcılığı şöbəsi
Mifologiya şöbəsi
Cənubi Azərbaycan şöbəsi
Müasir folklor şöbəsi
Mərasim folkloru şöbəsi
Folklor və yazılı ədəbiyat şöbəsi
Folklorun toplanması və sistemləşdirilməsi şöbəsi
Musiqi folkloru şöbəsi
Təhsil şöbəsi
Folklor fondu
Azsaylı xalqların folkloru şöbəsi
Şəki bölməsi
Qazax-Borçalı bölməsi
Xarici əlaqələr bölməsi
Redaksiya-nəşr bölməsi
"Qorqud" folklor ansamblı
Folklor studiyası
Kadrlar şöbəsi
Mühasibatlıq
 
ELMİ İSTİQAMƏT
Dissertasiya Şurası
Araşdırmalar
İnnovasiya
Avtoreferatlar
Kitabxana
Qanunvericilik
Simpoziumlar
 
LAYİHƏLƏR
Azərbaycan Folklor Antologiyası
Azərbaycan Folkor Külliyyatı
Güney Azərbaycan folkloru
Qarabağ folkloru
   
Video
Arxiv
Saytın xəritəsi
Bizimlə əlaqə
   
 
LİNKLƏR






Sayğac
free counters
 
20.01.2021

AMEA Folklor İnsitutunun "Mərasim folkloru"şöbəsinin aparıcı elmi işçisi, filologiya üzrə fəlsəfə doktoru, dosent Atif İslam oğlu İslamzadənin 20 yanvar soyqırımı haqqında Türkiyənin Kafkassam.com saytında yeni məqaləsi yayınlanmışdır.

20 OCAK TAKVİMDE BİR GÜN DEĞİL!

Bugün 20 Ocak. 20 Ocak, takvim günü olarak olağan günlerden biridir. Ama milli-manevi hayatımızda yerini kara bir Ocak olarak buldu. Dolayısıyla 20 Ocak’tan önce bu trajediyi daha derinden hissetmeye başladık. Çünkü Bakü’de Rus ordusunun işlediği bu kanlı soykırım asla unutulamaz. Bu katliamın sadece 20 Ocak’ta Bakü’de gerçekleşmediğine dikkat edilmelidir. Ondan önce bu kanlı soykırım, ülkemizin farklı bölgelerinde özgürlük için savaşan halkımıza karşı işlendi. Bu nedenle, 20 Ocak’ı kayda aldığımızda, 20 Ocak’tan önce ve sonra meydana gelen olayların mantığını anlamalıyız. Bu kanlı katliam, özgürlük irademizi kırmayı hedefliyordu. Bir zamanlar abi gibi davranan ve bize yakın gibi davranan ama aslında ülkemizi işgal eden Rus Kızıl Ordusu bu işgali tekrarladı. Halk hareketini ve ulusal kurtuluş mücadelesini engellemek isteyen nefret edilen düşman, bağımsız olmamızı engellemek için 20 Ocak trajedisini gerçekleştirdi. Ancak özgürlüğe susamış milletimiz canını feda ederek özgürlüğümüzü ve bağımsızlığımızı kazandı. Bu yolda şehit olan şehit ve gazilerimize her zaman minnettarız. Canlarını vatan için feda etmeye hazır olmasalar, bugün bir Rus kolonisi olarak kalırdık. Sonra bütün topraklarımız bizden alınır ve nefret edilen Ermenilere verilirdi. Bunu tarih boyunca gördük ve canlarını feda eden yiğit oğullarımızın zamanla bu iğrenç niyetlere engel olması güzeldir.

Halkımız 30 yıldır 20 Ocak trajedisini kutluyor. Bu yıl 31'inci yıldır. Her yıl milyonlarca kişi şehit mezarlarını ziyaret etmek ve çiçek demetleriyle mezarları görünmez kılmak için Şehitler Sokağı'na akın ediyor. Bu, halkın şehitlere olan sevgisi ve saygısıdır. Ancak 20 Ocak bu yıl başka bir gün. 30 yıl sonra bu yıl 30 Ocak daha derin bir anlamda kutlanmalı. Çünkü bu yıl Büyük Vatanseverlik Savaşı'nda halkımız nefret edilen düşmanları mağlup etti ve işgal altındaki Karabağımızı kurtardı. Milletimiz mağlup bir milletten ğalip bir millete dönüştü. Halen bu yolda canını feda eden şehit ve gazilerimiz var. Bu anlamda 20 Ocak, sadece 20 Ocak'ta öldürülenleri değil, 1988'den beri şehit düşen halkımızı da sembolize ediyor. Bu anlamda 20 Ocak şehit günü konseptiyle tarihimize yazılan şanlı bir gün olarak hafızalara kazınmaktadır.
Burada tek bir bağlama dikkat çekmenin önemli olduğunu düşünüyoruz. 20 Ocak Sovyet döneminde işlendiği için kardeş Türkiye bize büyük ölçüde yardım edemedi. Çünkü SSCB denen Rusya sınırları içinde var olduk. Bu anlamda Türkiye'nin yardımı başka bir ülkeye saldırı olarak değerlendirilebilir ve daha büyük kayıplar meydana gelirdi. Aynı zamanda Türkiye şimdiye kadar bir dünya gücü olarak kabul edilemezdi. Ancak bugün Azerbaycan bağımsız bir devlettir. Kendi sınırları, toprakları, ordusu, kendi bayrağı, kendi arması, kısacası kendi bağımsız nitelikleri vardır. Bu açıdan bakıldığında Azerbaycan Rusya'nın saldırganlığına karşı çıkmaya zorlanırsa, Türkiye de onunla birlikte olacaktır.

Bu ülkeyi hiçbir devlet açıkça işgal edemez. Yaparsa, cevabı alacaktır. Bugün Rusya dahil hiçbir ülkenin Azerbaycan'ı tehdit edemeyeceği uluslararası yasal bir faktör olarak teyit edildi. Kararlı bir lideri olan bir ülkenin tehdit edilemeyeceği de açıktır. Günde bir açıklama yapan Rus yetkililer de bunu anlamalı. Rusya, 1990'lardan önceki Rusya ile bugün Rusya arasında büyük bir fark olduğunu unutmamalıdır. Yapay olarak kendini dünyanın süper gücü ilan etmenin bir anlamı yok. Rusya, Varşova Paktı (DTÖ) ile Doğu'da hala şiddetlenen Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) arasındaki soğuk ve çeşitli bölgelerde soğuk savaş kaybetti. Rusya, tüm Varşova Paktı ülkelerini kaybetmek ve onunla uzlaşmak zorunda kaldı. Gürcistan'ı Güney Kafkasya'da bile kaybetti. Dünya demokrasisinin sadık ve kararlı bir lideri olan Saakaşvili ve destekçilerinin Gürcistan, Tiflis'e kadar gelen Rusya'yı geri püskürttü ve Batı yanlısı bir Avrupa modeli inşa etti. Yine de Gürcistan, Abhazya ve Güney Osetya'nın sorunlarına geçici de olsa katlandı. Bugün Karabağ'da da aynı sendrom yaşanıyor. Ancak Rusya buraya saldırı niyetini yeni jeopolitik çıkarlarla değiştirmezse ve Azerbaycan çıkarları pahasına ilerici bir politika izlemezse, Azerbaycan'ı sonsuza kadar kaybetmek zorunda kalacak. Ama Azerbaycan'da durum farklı. Dolayısıyla dünya güçleri açıklamalarla Gürcistan'ın arkasında duruyordularsa, Azerbaycan, Türkiye gibi her düzeyde üstün yetenekleriyle öne çıkan kardeş bir devletle birlikte. Aslında bu devlet NATO devletidir. Burada yeni bir 20 Ocak oluşturma imkanı yok. Son Karabağ savaşı da, canlarını toprak için feda eden, toparlanmayı ve bir millet olarak savaşmayı başaran insanların ülkesinde yenilgi günleri değil zafer günleri olacağını açıkça ortaya koydu. Millete zorla dayatılan mağlup ulusun propagandası başarısız oldu. Zaten milli-genetik bir savaşçı olan bu millet, halihazırda muzaffer bir millettir. Muzaffer bir milletle kaybeden olarak konuşmak imkansızdır. 19-20. Akşam 26 Ermeniden 26'sının vurulmasının acısını 20 ocakta çıkaran Rusya, yeni gerçeklerle hesaplaşmalıdır. Çünkü toprağı için ölmeye hazır ve şehit inancına sahip bir millet muzaffer gazi olabilir.
20 Ocak tarihini, 20 Ocak öncesi ve sonrası tarihimizi incelemeli ve bizden sonra gelenlere öğretebilmeliyiz. Çünkü artık bu tarihin bir parçası olarak tarihiz. Milletimizi ayakta tutmak ve vatanımızı büyük bir vatan yapmak vatanımıza karşı görevimizdir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, 20 Ocak sadece bir takvim günü değil, aynı zamanda milletimizin kanının anısı olduğunu da unutmamalıyız.

Atif İSLAMZADE
Doç, Doktor, Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Folklor Enstitüsü
e-posta: atif.islamzade@mail.ru

           SAYTDA  AXTAR
 
        © Azərbaycan Milli Elmlər Akademiyası
         FOLKLOR  İNSTİTUTU

Bütün hüquqlar qorunur. Yazılardan istifadə edərkən sayta istinad olunmalıdır. 2008.